Dünyayı değiştirme yolunda

|

Dünyayı değiştirme yolunda A Dünyayı değiştirme yolunda

GÜLŞEN İŞERİ
Futbola olan ilgisini bilime çevirmiş
28 yaşındaki Utkan Demirci Ankara Çankaya doğumlu. 6 yaşındayken tanışmış İstanbul'la. İlkokul yıllarında futbola büyük ilgi duyan Utkan Demirci Kadıköy Anadolu Lisesi'ni kazandıktan sonra futbola olan ilgisini bilime çevirmiş. Üniversite giriş sınavlarında ilk 100 öğrenci arasında olan Demirci Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik mühendisliği bölümünde okurken Milli Eğitim Bakanlığı burslu öğrencisi olarak ABD'de Michigan Üniversitesi'ne lisans eğitimini tamamlamak üzere gitmiş. Doktorasını ise Elektrik Elektronik Mühendisliği alanında Stanford Üniversitesi'nden alan Utkan Demirci, daha sonra Harvard Üniversitesi'nde uzmanlık alanı olan mikroteknolojik aletleri kanser, AİDS, doku mühendisliği ve yapay organ üretimi gibi tıptaki problemlere uygulamak için 2 yıl doktora üzeri çalışma yaptı. Hem Harvard hem de MIT'de asistan profesör olan Demirci'nin AİDS dışında da çalışmaları var. Genç öncü Utkan Demirci, bu aralar hücreleri damlacıklara koyarak dokuları hücrelerden oluşturmak için çalışmalar yapıyor. Utkan Demirci 26 Eylül'de Boston'da Technology Review Magazine tarafından düzenlenecek konferansta ödülünü alacak.

» Tıpta bir buluş gerçekleştirerek dünyayı değiştirecek 35 bilim adamından biri seçildiniz, bu buluşu anlatabilir misiniz ?
Şu an dünyanın en büyük problemi sağlık. Bunların en önemlilerinden biri de AİDS. İnsanın kanında beyaz kan hücreleri var. Bizim ilgimizi çeken bu HIV/AIDS virüsünün ortadan kaldırdığı CD4 Lenfosideri. Bu CD4 lenfbsitie-rin sayısını bilmemiz gerekiyor. Hastalık boyunca her hastada gözlemlememiz gerekiyor. Şu an gelişmiş ülkelerde bu tesder 100 bin dolarlık aletler kullanılarak yapılabiliyor. Ancak dağın başında bir Afrikalı'ya bu testi birkaç sendik, otomotize edilmiş, bir kez kullanılıp atılabilen mikroteknolojiyi kullanarak yapabileceğimizi düşündük Çünkü mikroteknoloji ile yapılan aleder çok ucuz. Biz bununla dağın başındaki bir Afrikalı'ya da ulaşabiliriz. 100 bin dolarlık aletin yaptığı işi 10 sent olan ve çok ucuz olan chip yapacak. Bir kere kullanılacak ve çöpe atılacak.

» Özellikle AİDS üzerine yoğunlaşmanızın bir nedeni var mı?
Benim doktoram Stanford'da mikroteknolojiler üzerineydi. Ben şimdi bunları Harvard'da tıbbi problemlere ve biyolojik problemlere uyguluyorum. Bu çalışmamın yoğunlaştığı alanda HIV/AIDS. Bizim asıl amacımız dünyanın uluslararası global sağlık problemlerini çözmeye yönelik ileri teknoloji ürünü ve ucuz aleder üretmek.

» Ürettiğiniz alede kan hücrelerini sayıyorsunuz...
Bir mikro litre kanın içinde 1 milyar tane hücre var. Biz bunlardan bin tanesini saymaya çalışıyoruz. Bir kap şekerde bir tane tuz parçası arıyor gibiyiz. Yani problem, bu mikro teknolojiyle milyonda bir taneyi ayırabilmek. Seyrek bir hücreyi kandan ayırıp görebilmek. Örneğin bir tümörlü hücreyi bütün bir kandan çekip ayırabilirsek yine aynı teknolojileri kullanarak kanserin özeliklerini ya da erkenden kanserin tespit edilmesini sağlayabilecek aletler yapabiliriz. Ben özellikle HIV/AIDS üzerine yoğunlaştım. Yaptığımız teknolojide bunun üzerine yoğunlaşıyordu, ama bunun çok farklı uygulamaları da var. Çalıştığım la-boratuvarda kanserli hücreleri tespit etme tarzında çalışmalar da var.

» Elektrik mühendisiyken tıp alanına geçmek nereden aklınıza geldi?
2005 yılı Ocak ayında Stanford Üniversitesi'nde Elektrik Mühendisliği'nden doktoramı aldım. Öğrendiğim teknolojilerin en büyük uygulamaları daha çok kanser ve AİDS gibi sağlık problemleri üzerine olduğu için Harvard Tıp Fakültesi'ne geçtim.

» Nasıl ilgi duydunuz?
Bilim aslında o kadar ilginç ki, ben Elektrik Mühendisliği'ne Boğaziçi Elektrik'te başladım. Sonra Milli Eğitim Bakanlığı'nın verdiği bursla yurtdışında Michigan Üniversitesi'nde Elektrik Mühendisliği eğitimi aldım.

Sonra Stanford'da Elektrik Mühendisliği dalında yüksek lisans eğitimi aldım. Sonra tıp fakültesinde doktora ustu çalışma yaptım... Elektrikteyken gördüm ki mikro teknolojilerinin en iyi uygulanacağı yer bioteknoloji. Çünkü hücreler mikro boyutlarda. 1 mikrondan 100 mikrona. Benim yaptığım mikro damlalar da bu boyutlardaydı. Sadece poli-merleri damlalarla yazmak değil de hücre yazmanın çok ilginç olabileceğini düşündüm. Teknolojinin açtığı ve teknolojinin uygulanacağı problemler sadece mühendislilik alanında olmamalı diye düşündüm... İnsanlara direkt yardımcı olmak bana daha çekici geliyor. Dünya sağlığına ucuza çözüm üretmek elbette beni mutlu ediyor.

» Mesleğinizi soranlara ne diyorsunuz?
Bio Mühendisliği. Bizimki sağlık teknolojileri tarzında. Doku mühendisliği var. Daha önce yaptığımız çalışmalardan biri de MicroDrop (küçük damlacıklar) dediğimiz akustik dalgaları odaklayarak damlacıklar oluşturuyorduk. Bu damlacıklar gözle görülemeyecek kadar küçük boyutta. Ama şimdi damlacığın oluştuğu solüsyona hücreleri katıyoruz. Amacımız bu hücreleri yüzeylere bir yazıcıdan kağıt üzerine yazarmış gibi yazmak.

» AİDS dışında çalışmalarınız var mı?
Şimdi kalp üzerine yoğunlaşıyorum. Kalp dokusunu yazarak oluşturmaya çalışıyorum. Organ nakli çok önemli bir problem, insanlar organ bekliyor. Ama biz bu organları dışarıda yapay olarak yapıp ondan sonra insanlara taka-bilsek boşu boşuna organ beklemeyecek insanlar. Organ beklediği için ölen insanlar var. Tamam organ naklinde başarılıyız ama organ kaynağı hep insanlar. Bunu değiştirmek gerekiyor.

» Bu bir hayal mi? Olabilir bir şey mi?
Yok hayır, hayal değil. Doku mühendisliği çalışmaları var.

» Başarılı örnekleri var mı?
Karaciğer üzerine çalışmalar var. Dışarıda yapay karaciğer nasıl olur diye ciddi çalışmalar var.

» Yine insan dokusundan mı alınıyor?
Karaciğer hücrelerini bir şekilde alıp bir tane chip'in içine koyuyorlar, önemli olan onu insana takabilmek. Diyaliz makinesi gibi ama karaciğerin görevini görüyor. Şu an en başarılı örneği deri. Hatta satılan deri yamaları var. Ben bir dönem yanık enstitüsünde çalıştım. Oraya dünyanın bir çok yerinden ileri düzeyde yanıkları olan çocuklar getirtiliyordu ve yanıklara yapay deri uygulanıyordu. Hiçbir şekilde iz kalmıyor.

» Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyor musunuz?
Bir 10 yıl daha Amerika'da olacağım. Harvard Üniversitesi'nde 9 bin bilim adamı ve araştırmacı var. Araştırma cenneti.. Nereye dönse-niz bir işin uzmanına denk geliyorsunuz. Her yer beyin. O yüzden çalışmalarım için uygun bir ortam.

»Türkiye'yle teknoloji anlamda iletişim içersinde misiniz peki?
Tabii. Mesela ODTÜ, Koç Üniversitesi ve Boğaziçi'nde beraber çalışma içinde olduğum arkadaşlarım var, oradaki bazı problemleri aktarıyor, toplantı yapıyoruz ve fikir alış verişinde bulunuyoruz. Yani teknolojileri Türkiye'deki üniversitelerle paylaşıyoruz. Türkiye'den öğrenciler geliyor 3 ay kalıyor, Ameri-ka'daki teknolojiyi öğrenip, kendi okullarına geri dönüyor.

» Yurtdışında olmanın dezavantajları yok mu?
10 yıldır yurtdışındayım, tabii dezavantajları var; özlüyorum çok.. Ama bundan sonra daha sık gelmeyi düşünüyorum.

» Zamanınızın büyük bölümünü laboratuvarda ya da masa başında geçiriyorsunuz sanırım...
Özellikle son zamanlarda hayatım sırf iş üzerine yoğunlaştı. Ama genelde sabah erkenden kalkıp güne başlıyorum. Toplantılarım oluyor, şirkederden insanlar geliyor. Öğrencilere yardımcı olma. Yönlendirme onları. Sosyal yönümü de canlı tutmaya çalışıyorum. Çok normal bir şey... Zaten insanlar da normal karşılıyor "Aaa çok çalışıyor" falan diyen yok. Çünkü orada herkes çok çalışıyor.

» Çocukken meslek hayaliniz var mıydı?
Evet o zamanlar en büyük hayalim futbolcu olmaktı. Ortaokulda oynuyordum. Hırslıydım. Zaman geçtikçe idmanlara sık gitmem gerekmeye başladı. Öyle olunca da birinden birini seçmem gerekiyordu, ben eğitimi seçtim. Babamın da yönlendirmesiyle matematiğe ve bilime eğilimim arttı. Zaten kendi başarınızı fark ediyorsunuz ve alanınızı seçiyorsunuz. Futbola hâlâ da ilgim var. Hatta Amerika'da futbol ikinci kez kapımı çaldı. Üniversitede top oynarken antrenör izlemiş. Beni takıma almak istedi ama gene reddetmek zorunda kaldım. Karşıma bir şans daha çıkmaz artık herhalde...

» İdeallerinizin peşinden koşan birisiniz...
Kesinlikle. Bilim adamı olmak aklımda hep vardı zaten. "Hoca olacağım" derdim. Ocak ayında Harvard'da asistan profesör olarak başlayacağım. 5-10 yıllık hedeflerim olmuştur. Üniversitede ne olmak istediğimi bundan 10 yıl sonra ne yapmak istediğimi biliyorum.

» Ne yapmak istiyorsunuz?
İnsanların kullanabileceği, insanlara faydalı bir şeyler yapmak istiyorum. Bütün insanlığa fayda sağlayacak bir iş. Bilim boyutunda... Genelde bilimde şu olur; yaparsınız, sonra da onu araştırma masasına koyarsınız durur, olur ya da olmaz... Ben oluşturduğum teknolojileri insanlara sunmak istiyorum, son amaç o masadan kaldırmak ve insanlara ulaştırmak. 35 yaşına kadar bunu başarmak. Sonra Türkiye'ye dönüp Türkiye'de yapmak istediklerim var.

» Neler?
Amerika'da kazanacağım tecrübelerin, burada çok büyük etkisinin olabileceğini düşünüyorum.

» Türkiye araştırma konusunda neden geride?
Araştırma para olursa olur. Potansiyel olarak Türkiye'de yetişmiş insanlar var, bilim kapasitesi var, ama eksik olan para.

Oysa Amerika'da araştırmaya ve üniversitelere, belli enstitüler ve özel şirketler üzerinden milyarlarca dolar para aktarılıyor. İşte bizim bu tarz enstitülere ve araştırmayı ön plana alan özel sektöre ihtiyacımız var. Bu tarz kavramların Türkiye'ye de gelmesi lazım. Bir an önce olmalı. Çok önemli.